YAZ 2008 / seçki

maviADA

"her şey insanla güzel,her şey insan için."

maviADA........................ sanal dergi ........................sayı 3 .....................  2008 yaz

 maviADA

 

    

Gelişim Sürecinin Temel Bir Aracı:

Çocuk Edebiyatı Yapıtları

Prof. Dr. Sedat SEVER*

 

sayı 1  NİSAN 2008

sayı 2  MAYIS 2008

 

sayı 3  HAZİRAN2008

 

 

 

Yazılı ve görsel uyaranları, anlatım dilinin olanaklarıyla çocuğa göre olan bir kurgu içinde sunma başarısı gösteren kitaplar, çocuğun gelişim sürecini etkileyen  estetik bir işlevi yerine getirirler. En yalın söyleyişle, kitaplar, erken dönemden başlayarak   çocukları sanatçı duyarlılığı ile tanıştıran görsel ve dilsel uyaranlardır. Çocuklara renk ve çizginin estetik dili ile  anadilinin anlatım güzelliğinin duyumsatılması, kitap denilen aracın onların yaşam alanına sokulmasıyla olanaklıdır.  Bu sürecin, bilinçli çabalarla kitap - çocuk  etkileşimine dönüşmesi; çocuğun  kişilik, toplumsal, dilsel ve bilişsel gelişimi için  doğal yaşantı kaynaklarının oluşmasına olanak sağlar.

Kitaplar, estetik niteliklerine  koşut olarak  çocukların  gelişimini de  etkileyen bir  sorumluluk üstlenir. Özellikle gelişim evreleri de gözetilerek çocuklara yaşam ve insan gerçekliğinin sezdirilmesi,  kitaplarının en önemli yazınsal-eğitsel işlevidir. Okulöncesi dönemin ilk yıllarında, çocuklar için hazırlanmış özel biçimli (kesimli)  kitaplar, onların çevresindeki nesneleri, canlıları tanımasına olanak sağlar. Bu süreçte kitaplar,  çocukların  hem kavramsal gelişimi  hem de  oynama, eğlenme, bulma (keşfetme) gereksinmeleri için çok uyaranlı bir ortamın oluşmasına katkı sağlar. Görsel ve dilsel özellikleriyle çocuğun  yaşamla  bağını kurar.  Çocuğun ilgi ve beğeni alanına girerek onu  eğlendirir. Her şeyden önemlisi de yarattığı çocuğa özgü kurgularla  çocuk için doğal bir yaşantı edinme kaynağı olur.

Okulöncesi dönemde kitap sevgisi oluşturmaya yönelik çabalar, çocukların ilköğretim yıllarındaki okuma kültürünü de büyük ölçüde etkilemektedir. Çocuğun, amaçlanan  dilsel, bilişsel, toplumsal ve kişilik gelişimi için anne-baba ve eğitimcilere düşen en önemli sorumluluk; çocukları, onların  ilgi ve gereksinmelerini kuşatan, sanatçı duyarlığı ile hazırlanmış kitaplarla buluşturabilmektir.

 Çocuğun, ilköğretim yıllarındaki kitap  okuma eylemine, öğretmenin ve ailenin  bilinçli çabalarla katılması gerekir. Bu bağlamda,  çocukların gelişim özelliklerinin, ilgi ve gereksinmelerinin bilimsel verilerle yanıtlanması ve çocukların kendi gerçekliğine uygun yazınsal ve öğretici yapıtlarla karşılaştırılması gerekir. Çocuğun okuma kültürü edinme sürecinde anne-baba ve eğitimcilerin,  duyarlı ve bilinçli çabaları, çocuk-kitap etkileşiminin sürekliliğe dönüşmesinde önemli bir değişkendir.

Bu evrede,  çocukların karşılaşacağı yapıtlar, onların  görme, duyma, duyumsama, düş kurma ve düşünme yetilerini devindirmeli, onların kavramsal gelişimine katkı sağlamalı;  algılarını geliştirerek görsel ve dilsel uyaranlara karşı tepkilerini bilinçlendirmelidir. Kitaptaki kahramanlar özdeşim öğesi olarak duygu, düşünce ve eylemleriyle çocukların çağdaş değerleri içselleştirmeleri için sezinletici birer uyaran olmalıdır. Yapıtların anılan özelliklerinin, çocukların  okul türü öğrenmelerini de kalıcı kılan bir etken olduğu   bilinmelidir.

 Çocuklarda, 2-3 yaşlarındaki dil ve bilişsel yetilerdeki hızlı  gelişimi, 4-5 yaşlarında  bilme, sorma, öğrenme ve toplumsal çevreyi genişletme isteği izler. İnsan kişiliğinde, demokratik kültürün temelleri bu evrede atılır. Çocuklarda özerk ve bağımsız girişim yapabilme duygusunun yapılandığı bu evrede, onların kendilerini gerçekleştirmeye dönük özgürlük gereksinmelerinin  desteklenmesi gerekir. Çocukların, yaşamı ve kendilerini tanımaları, gizilgüçlerini devindirmeleri için en etkili uyaran sözel ve görsel dildir.  Çocuğun  anlam evrenine uygun, anadilinin  yetkin  kullanım örnekleriyle

buluşabilmesi, onların temel gereksinmelerinin yanıtlanması için  yaşamsal bir öneme sahiptir. Türkçe’nin güzelliğini çocuğa uygun bir kurgu içinde sunan masal, öykü, şiir, bilmece, tekerleme ve anlatıların, anadili bilinci ve sevgisi edindirmeye dönük ilk dilsel uyaranlar olduğu da bilinmelidir. Bu uyaranların, resmin anlatım diliyle kurgulanması, desteklenmesi; çocuk için anlama, anlatma becerilerini sınayabileceği, bilme-sorma isteğini uygulamaya koyabileceği doğal bir etkileşim ortamı yaratır. Çocuğun eğitimden sorumlu tüm yetişkinlerin bu dönemde gösterecekleri duyarlılık; onun,  gençlik ve yetişkinlik dönemindeki yazılı ve görsel kültürle olan iletişimi için bir belirleyen olacaktır. En özlü söyleyişle, çocuk kendi gerçekliğini önemseyen, kendisine değer veren, kendisini bir özne olarak duymaya, düşünmeye çağıran, sanatçılar tarafından hazırlanan yapıtlarla, bu yaşlarda iletişime girmenin sevinçini duyumsayabilmelidir. Çocuklardaki sevinç, ilköğretim sürecinde çağdaş bir Türkçe öğretimiyle de desteklenerek okuma sevgisine dönüştürülmelidir.

  Okulöncesi ve ilköğretimde,  çocukların gelişimine beklenilen katkıları sağlayabilmesi için,  kitaplarda bulunması gereken özellikler şu şekilde özetlenebilir:

Okulöncesi dönemden başlayarak çocuklarla karşılaştırılacak kitapların, öncelikle çocuğa göre olması gerekir.  Çocuğa göre olan, çocuk gerçekliğini önemseyen edebiyat yapıtlarının,  ister 2 yaşındaki, isterse 12 yaşındaki çocuğa seslensin, en temel özelliği, çocuğun yaş ve gelişim özelliği koşutluğunda; onun ilgilerini, gereksinmelerini, duyarlıklarını       kuşatabilmesi, yansıtabilmesi; dilin ve çizginin anlatım olanaklarını, çocuğun anlam evrenine uygun olarak ustaca kullanabilmesidir. Bu edebiyatın amacı, çocuğu sanatçı duyarlılığı ile buluşturmak, tanıştırmak; onun bilişsel ve duyuşsal becerilerini devindirmektir. Bu yapıtların temel özelliği her çocuğa kendi şiirini, öyküsünü, masalını yazma olanağı yaratması; özlü bir söyleyişle çocuğun  kendisini sözcüklerle, çizgilerle özgürce anlatması ve  gerçekleştirmesi için  güdüleyici bir etken olmasıdır

Çocuk duyarlığını kavrayamamış, onun ilgi ve gereksinmelerini yok sayan, dilin ve çizginin acemice kullanıldığı kitaplar-metinler ise, çocuğa göre olmayan sözde edebiyat içinde değerlendirilir. Bu metinler daha çok ahlak bilgisi sunarak çocuğu eğitmeyi, terbiye etmeyi düşünür. Çocuğa duyma, düşünme ve eleştirme sorumluluğu vermez. Yalnızca, birilerine göre oluşturulmuş sözde doğruların aktarılmasını amaçladığı için, çocuğun yaşamı ve insanı anlamasına katkı sağlamaz.  Doğrular(!), genellikle çocuğa hazır sunulur; çocuktan,  onların neden doğru ya da yanlış olduğunu düşünmeden bellemesi istenir. Bu nitelikli kitaplarda, okura, davranış ve eylemlerinin olası sonuçları düşündürülmez; yalnızca onların yarattığı sonuçların  kesin yargıları aktarılır. Kitaplardaki emir tümceleri,  özerk ve  bağımsız bir kişilik gelişimini engelleyebilecek niteliktedir.

Bilinmelidir  ki çocuğa seslenen, sanatçılar tarafından yaratılan yapıtlar öğüt vermez; onların öncelikli amacı doğrudan öğretmek de değildir. Bu kitaplar, çocuklara  duygu ve düşünce birikimi kullanarak kendilerini, yaşamı ve insanı tanıyabilmelerine, kavrayabilmelerine  olanak sağlayan sezdirici, güdüleyici birer uyarandır.

Çocuk edebiyatı yapıtları, adından da anlaşılacağı gibi her şeyden önce birer edebiyat yapıtıdır. Onları farklı kılan, çocukların anlama becerilerine uygun bir dilsel kurguyu yeğlemeleridir. Bu kurguda anlam evreni, sözcük ve çizgilerin estetik bütünlüğü ile oluşturulur. Bu bağlam içinde değerlendirildiğinde, yapıtlarda Türkçemizin anlatım güzelliği-yetkinliği, çocukların dil evrenine uygun anlatım özellikleriyle buluşturulmalıdır.  Kitaplar, estetik özellikler taşıyan, metnin iletisini görsel öğelerle tümleyen  resimlerle, çocukların duyumsama, düş kurma ve düşünme yetilerini harekete geçirmelidir. Onlarda kitap okuma, resim yapma isteği uyandırmalıdır.

Kitaplarda, yaratılan  kahramanların davranış ve eylemleri,  çocukların geleceğe dönük dünyasını sevgiyle beslemeli, onlara yaşam ve insan gerçekliğinden çocuğa göre kurgulanmış kesitler sunmalıdır.

Kitaplarda insan onurunu inciten, zedeleyen düşünce ve yaklaşımlar onaylanmamalı; çocukların belleklerinde kadın ve erkek imgesine ilişkin kalıp yargılar oluşturabilecek  belirlemelerden kaçınılmalıdır.

Kitaplarda, çocuğun kavramsal gelişimini destekleyecek bir anlatım yeğlenmeli; dilsel ve görsel  anlatımın yarattığı etki çocukla kitap arasında bir sevgi bağı oluşturmalıdır. Çocuk kendisine okunan ya da kendisinin okuduğu bir kitaptan sonra, yeni okuma eylemlerine katılma isteği duymalıdır.

 

* Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi  Öğretim Üyesi.


 

 

 

GALERİ:

 

 

 

 

Bize Gelenler:

Basılı Dergi

 

Yaz 2008

çıktı...

 

İçindekileri

 

görmek için...

 

iletişim

Giriş ] Yukarı ]